“Bu gece evde kalmayın!”

Anadolu’da yetişen Ahmed Eflâkî “rahmetullahi aleyh” hazretleri, 1360 senesinde Konya’da vefât etti. Kabr-i şerîfi, Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin türbesi civârındadır.   Bir akşam vakti sevdiklerinden birinin evine gitmişti.   Ancak vakitsiz bir ziyâretti bu.   Hoşbeşten sonra sordu ev sâhibine:   “Sizin bu eviniz çok eski değil mi?”   Adam cevapladı:   “Evet efendim… Dedemizden kalma eski bir yapıdır.” … Devamını oku

Müminin kabri genişler…

Ebû Alî Cürcânî hazretleri, bir gün şunu anlattı cemaate:   Sâlih bir Müslüman öldüğünde, namazı kılınıp kabre konur.   Gâipten bir “ses” duyar.   Mezarı, kabrine;   “Ey kabir! Bu, sâlih bir Müslümandır. Onu sakın tahkîr eyleme! O, Rabbine inanıp ibâdetlerini yaptı… Hep İslâm’a uygun yaşadı. Emr-i mâruf yaparak dînine hizmet etti. Onun için bu mümine … Devamını oku

Kabir konuşur!..

Horasan evliyâsından Ebû Alî Cürcânî hazretlerine “rahmetullahi aleyh” bir gün;   “Efendim, insan kabre girince hâli nasıl olur?” diye sordular.   Mübârek şöyle anlattı:   Bir kimse vefât edince; onun için değişik bir hayat başlar.   Defin bitip cemaat dağılırken, gidenlerin ayak seslerini işitir.   Mezarında “yalnız başına” kalır.   Amellerinden başka, kimse olmaz yanında.   O anda bir … Devamını oku

Güzel huy nedir efendim?

Evliyânın büyüklerinden ve Horasan âlimlerinden Ebû Alî Cürcânî hazretleri, çok zengin olmasıyla meşhurdu o yörede.   Bir gün “iki kişi” oturmuş, bu işi onu konuşuyorlardı.   Bir tânesi;   “Bu zât çok zengindir” dedi.   Öbürü onu tasdîk etti:   “Evet biliyorum.”    “Nasıl bu kadar zengin olmuş?”   “Bilmiyorum.”   Onlar böyle konuşurken oraya geldi bu mübârek … Devamını oku

“Müjde, bir oğlun oldu!..”

Mekke-i mükerreme’de vefât eden büyük velî Ebû Ahmed el Kalânisî hazretlerinin bulunduğu şehre yeni bir vâli tâyin olmuştu… Ancak yeni vâli kıymetini bilmiyordu bu zâtın.   Ona tepeden bakıyordu.   Sık sık rahatsız ediyordu.   Bir gün de ansızın dergâha geldi ve paldır küldür içeri girip “Çabuk terk et burayı!” diye bağırdı.   Büyük velî sordu:   “Niçin terk … Devamını oku

Allah’ın kullarını sevindirin…

Hama şehrinde yaşayıp Halep’te vefât eden Ahmed Hamâmî hazretleri, bir gün sultâna gitti.   Ve emr-i mâruf yaptı.   Ama o, memnun olmadı.   İyi muâmelede bulunmadı.   O vakit kalbi kırıldı mübâreğin.   Mahzun oldu, üzüldü!   Derken akşam oldu.   Birden hastalandı Sultân.   Ağrıdan kıvranıyordu.   Doktorlar âciz kaldılar…   Ölecek duruma gelmiştı ki, … Devamını oku

“Avladığın o keklikleri yiyebilirsin”

Horasan’da, Çeşt şehrinde yaşayıp orada vefât eden Ebû Ahmed Ebdâl Çeştî hazretleri devrinde bir kişi ava çıkmıştı bir gün.   Birkaç keklik avladı.   Dönerken içinden;   “Ben bu keklikleri avladım, ama yemek câiz mi acabâ?” diye düşündü…   O an rastladı bu zâta.   Durdu ve selâm verdi…   Tam bu mevzûyu ona soracaktı ki, lüzum … Devamını oku

Allahü teâlâ, kendini beğeneni sevmez! 

Tâbiîn’in büyüklerinden Ebû Abdurrahman Sülemî hazretleri Irak’ta vefât etti.   Bir gün bir talebesiyle sokakta giderken insanlardan bâzısına selâm veriyor, kimine vermiyordu. Bu hâl, dikkatini çekti gencin.   Kendi kendine;   “Niçin böyle yapıyor?” diye geçirdi içinden…   Mübârek zât onun bu düşüncesini anlayıp durdu. Bir eliyle onun gözlerini sıvazlayıp;   “Şu insanlara bir bak, ne göreceksin?” dedi.   Delikanlı; “Başüstüne” … Devamını oku

Kalkınız, onu karşılayınız!

Ebû Abdullah Turuğbâdî hazretleri “rahmetullahi aleyh”, evliyânın büyüklerindendir… Tus şehrinde vefât etti…   Bir gün talebeleriyle yolculuğa çıkmıştı. Yolda yemek için bir yere oturdular. O sırada Keşmir’de bulunan Hallâc-ı Mensûr da yola çıkmıştı.   Talebelerine;   “Biri geliyor, şu şu vasıflardadır. Kalkınız, onu karşılayınız!” dedi.   Az sonra Hallâc-ı Mensûr, yanında iki köpeği olduğu hâlde Ebû Abdullah’ın yanına … Devamını oku

Sana yazıklar olsun!

Ebû Abdullah Turuğbâdî hazretleri “rahmetullahi aleyh”, evliyânın büyüklerindendir…   Tus şehrinde vefât etti…   Bu zâtın yaşadığı Tus şehrinde büyük bir “kıtlık” vardı…   Bir gün eve geldi.   Ve ambarına girdi…   İki ölçek buğdayı olduğunu görünce içine bir “ateş” düştü…   Kendi kendine;   “Ey Ebû Abdullah! Müslümanlara şefkatin bu mu senin? Onlar açlıktan kırılırken … Devamını oku

Rüyâda Resûlullahı gördüm…

Ebû Abdullah Turuğbâdî hazretleri “rahmetullahi aleyh”, evliyânın büyüklerindendir…   Tus şehrinde vefât etti…   Bu mübârek zât, bir gün, iki oğlunu yanına çağırdı.   Ve onlara;   “Evlâtlarım! Bu gece rüyâda, Resûlullah Efendimizi gördüm” buyurdu.   Sordular hemen:   “Hayırdır inşallah. Nasıl gördün babacığım?”   Dedi ki;   Efendimiz bana; “Dünyânın sıkıntısını çektiğin yeter. Artık bana gel” buyurdular.   … Devamını oku

“Bu et size helâl değil!”

Ebû Abdullah Sübeyhî hazretleri “rahmetullahi aleyh” evliyânın büyüklerindendir…   Tus şehrinde vefât etti. Bu zât bir sene umreye niyetlendi. Ancak hanımı hâmileydi. Bir gün burnuna “et kokusu” geldi bu hanımın.   Ve bunu beyine söyleyip;   “Efendi! Şu eti kim pişiriyorsa, git benim için bir parça iste. Canım çekti” dedi.   Gitti mübârek zât.   Baktı ki, … Devamını oku

Zengin görünüşlü genç!..

Ebû Abdullah Rodbârî hazretleri “rahmetullahi aleyh” evliyânın büyüklerindendir… Bağdat’ta yaşadı. Kabr-i şerîfi, Sur şehrindedir.   Çok cömert bir zâttı.   Maddî bir darlığa düşen, ona koşar, ihtiyâcı kadar parayı alıp ferahlardı.   Bir gün aldı oğlunu.   Birlikte, dışarı çıktı.   Para kesesi oğlunun elindeydi. Rastladığı fakîrlere şöyle bir bakardı. Bâzısı için;   “Buna iki dirhem … Devamını oku