“İhtiyâcın olursa bize gel!..” 

Yemen velîlerinden Ebû Şu’be Hadramî hazretleri, Hadramut’ta doğdu. 1277 senesinde, Aden şehrinde vefât etti.   Hırsızın biri, bu zâtın evine girmeyi tasarladı bir gece yarısı. Sessizce bahçe duvarına tırmandı.   Ve yavaşca atladı içeri.   Ortalık zifirî “karanlık”tı.   Fakat o da ne?!..   O bahçeye atlar atlamaz, bir anda aydınlandı o yer.   “Gündüz gibi” oldu.   Korktu … Devamını oku

Ey kardeşim! Kendine nasîhat et!

Şam’da yetişen velîlerden Ebû Ubeyd Busrî hazretleri, 859 senesinde vefât etti. Bu zâtın sevdiklerinden birinin hanımı doğum yapacaktı.   Doğum günü iyice yaklaştı.   Kadıncağız ricâ etti beyine:   “Efendi!..”   “Buyur hanım.”   “Ebû Ubeyd hazretlerine gidip duâ istesen diyorum.”   Adam merak etti:   “Hayrola, ne için?”   “Doğumun kolay olması için” dedi.   Adamcağız;   … Devamını oku

Hocanın kıymetini bil oğlum!

Mısır evliyâsından Ahmed-ez Zâhid hazretlerinin talebesinden Ömer adında bir genç, bu zâtın huzûruna geldi bir gün.   Ve kendisine;   “Hocam! İzin verirseniz memlekete gitmek istiyorum” dedi.   Büyük zât;   “Hayhay evlâdım!.. Git tabii, iyi olur” buyurdu.   “Yarın çıksam hocam?”   “Tabii ya, anneni babanı ziyâret eder, duâlarını alırsın.”   Delikanlı sevinmişti…   Hocasının elini öpüp çıkıyordu … Devamını oku

“Çabuk terk et burayı!..”

Fas’ta yetişen velîlerden Ebû Ya’zi Mağribî hazretleri Fas’ta vefât edip, Bâît kasabasında defnedildi. Bir gün birkaç talebesiyle kırlara gezintiye çıkmıştı.   Yolları bir ormana çıktı nihâyet.   Derken bir ayı sesiyle irkildiler!   Ve bir adam peydah oldu o ara.   Can havliyle kaçıyor bir ayı da arkasından kovalıyordu onu!   Talebeler korktular.   Hemen hocalarının arkasına sığındılar!   … Devamını oku

“Çağırmasak geleceğin yoktu evlat!”

Hindistan evliyâsından Ahmed Şeybânî hazretleri zamânında, o yerin vâlisi rüyâ gördü bir gece…   Nûr yüzlü bir ihtiyar yanına gelip “Evlât! Bizim ev şu adrestedir, gelirsen görüşür, sohbet ederiz” dedi.   Vâli çok sevmişti bu nûrâni ihtiyarı.   “Peki efendim” dedi.   Uyandığında kalbi heyecânla çarpıyordu. “Allah Allah” dedi kendi kendine “Bu sevimli zât kimdi acabâ? Beni evine çağırıyor…”   … Devamını oku

Hatasını anlayan genç…

Anadolu’da yetişip Bursa’da vefât eden Açıkbaş Mahmut Efendi’yi bir genç üzmüştü bir gün.   Nâzik kalbini incitmişti.   Ve lâkin bu yaptığı, hayır getirmedi ona.   Aynı gün yakalandı bir hastalığa. Öyle ki; ağrıdan kıvranıyor, ilâç da tesir etmiyordu…   Ne yapsa, faydasızdı.   Sonra anladı hatasını…   Bir “Allah adamını” üzdüğü için bu derde yakalandığını idrak … Devamını oku

“Hemen git, helâlleş o kadınla!” 

Trablus’ta vefât eden büyük velî Ahmed bin Süleymân Ervâdî hazretleri Ervâd kasabasında doğdu. 1858 senesinde Trablusşam’da vefât etti. Dibâ Mescidi yanına defnedildi.   Bu zât henüz gençti…   Bir gün sordu annesine:   “Anneciğim! İbâdetlerimden pek lezzet alamıyorum, acabâ sebep ne olabilir?”   Annesi;   “Bilmiyorum” dedi.   Kalbi rahat etmedi.   “Bir düşün” dedi.   “Neyi düşüneyim … Devamını oku

Kul hakkı mühimdir…

Semerkant’ta yetişen büyük velîlerden Ebül Abbâs Dîneverî hazretleri aynı yerde vefât etti.   Bu zât, bir cumâ günü, namaz için çıktı evden…   Ancak hava yağmurluydu.   Yerler de çamurdu.   Biraz yürüyünce çamurlandı pabuçları. Temizlemek için bakındı etrâfa.   Bir bahçe duvarı gördü.   Taşlarına sürüp temizledi.   Sonra câmiye gitti.   Namaz kılarken “Eyvâh” dedi kendi … Devamını oku

Misâfiri hiç eksik olmazdı…

Evliyânın büyüklerinden Ahmed bin Abdurrahman es-Sekkaf hazretleri, çok cömert olup, misâfiri eksik olmazdı evinde.   Ancak kendisi, hanımıyla birlikte mütevâzı bir hayat yaşıyordu.   Hanımı bir gün hamur yoğururken şeytan “vesvese” verdi kendisine.   Ve işini yarım bırakıp, koştu beyinin yanına.   “Efendi.”   “Buyur hanım.”   “Biliyorsun gelenimiz gidenimiz çok, hattâ beylerin, paşaların hanımları bile geliyor bâzen.” … Devamını oku

Aradığım rehber bu işte!

Ahmed Abdülhak Radulî hazretleri, Radul şehrinde doğdu, bu şehirde vefât etti.   Gençliğinde bir “mürşit” arıyordu.   Bir gece rüyâda “Aradığın rehber, Pani-püt şehrindedir” denildi   Sevinçle uyandı…   Ve o an çıktı yola…   O mürşit, Celâleddîn-i Pâni Pütî hazretleriydi. Talebeyi toplayıp;   “Mükellef bir sofra donatın ki, kıymetli bir misâfirimiz geliyor” buyurdu.   Sofra hazırdı az sonra. … Devamını oku

Bu kanlı elbiseyle nereden gelirsin?

Hindistan evliyâsından Ahmed Abdullah Radulevî hazretleri “rahmetullahi aleyh” Radûl şehrinde doğdu, aynı yerde vefât etti.   Bu zât, bâzen silâhlarını kuşanıp acele evden çıkar, bir müddet sonra dönüp gelirdi üstü başı kan içinde.   Hanımı da bu hâli görür, ses çıkarmazdı önceleri.   Ama bir gün yine silâhlarını kapıp hızla çıktı evden…   Biraz sonra, yine kanlar içinde geldi. … Devamını oku

Günah işlediğinde üzülen mümindir…

Ahmed bin Alevî hazretleri “rahmetullahi aleyh” Yemen’de doğdu. Terîm şehrinde vefât etti. Kabr-i şerîfi, Zenbil kabristanındadır.   Bu zâtın talebesinden biri, bir kıza kaptırdı gönlünü. Ve o günden sonra derse gelmez oldu.   Hocası bir gün ona;   “Sen niçin derslere gelmiyorsun?” diye sordu.   Genç utandı!   Söyleyemedi işin doğrusunu. Ancak O, biliyordu. Şefkatle bir “nazar” … Devamını oku

Fakirlerin sığınağı mübarek zat…

Antalya civârlarında yaşayan velîlerden Ahmed bin Osmân Şernûbî hazretleri, aynı yerde vefât etti.   Cömert bir zâttı.   Maddî sıkıntısı olan, bu zâta gelirdi.   Talebelerinden birinin fakîr bir komşusu vardı.   O adam, bir gün bu talebeye gelip “Evlât! Yüz dirhem borcum var, ödeyemiyorum” dedi.   Talebe sordu:   “Ne yapayım amca?”   “Hocana söyle de, … Devamını oku