Büyükler imtihan edilmez!

Tus, yâni Meşhed şehrinde yaşayan velîlerden Ebû Bekr-i Nessac hazretleri, Meşhed şehrinde doğdu. Aynı yerde vefât etti.   Bu zâtın zamânında bir “hoca” vardı ki, kötü olarak tanıyordu bu Allah dostu olan velî zâtı.   Başkalarına aldanmıştı.   Bir gün kendi kendine;   “Gideyim, şu kimseye bâzı dînî suâller sorup imtihan edeyim. Hem öyle zor şeyler sorayım … Devamını oku

Üzülmeyin, sevinin çocuklar!

Kuhistan’da yetişen velîlerden Ebû Bekr-i Kisâî hazretlerinin dergâhı her gün dolup taşardı.   Ancak zamanla dar geldi dergâh. Genişletmek istedi mübârek. Ama şu işe bakın ki, dergâhın iki yanındaki evlerde oturan kimseler, kıymetini bilmiyorlardı bu zâtın. Satmadılar evlerini…   Büyük velî, çok para teklîf etti. Yine râzı edemedi. Talebeler geldiler hocalarının yanına:   “Çok üzgünüz hocam.”   Buyurdu … Devamını oku

“Gerçek mümin nasıl olur efendim?”

Nişâbur’da yetişen velîlerden Ebû Bekr El Ferrâ hazretleri “rahmetullahi aleyh”, 980 senesinde aynı yerde vefât etti.   Bir gün bu zâta;   “Efendim, kişinin amellerine, neye göre ecir ve sevap verilir?” diye sordular.   Gelen kişilere baktı.   Ve şöyle cevapladı:   “Kişinin ameline, o işe verdiği  ehemmiyet miktârınca, onu işlerken yaptığı hatâlara üzülmesi miktârınca ve o … Devamını oku

Babanın duâsını ve rızasını al!..

Nişâbur velîlerinden Ebû Bekr el Ferrâ hazretleri hakkında, bir sevdiği şöyle anlatıyor:   Bir zaman “nâfile hacca” gitmek üzere yola çıktık.   Nişâbur’a vardığımızda, Ebû Bekr el-Ferrâ ile görüşmek istedim.   Ama yalnız değildim.   Arkadaşlarım vardı.   Onlarla istişâre ettim.   Arkadaşlarım;   “Onu ziyâret edersen anne babanın rızâsını alman için seni geri gönderir. Hacdan dönüşte ziyâret … Devamını oku

Müslüman demek, namaz demektir!

Nişâbur’da yetişen velîlerden Ebû Bekr El Ferrâ hazretleri, 980 senesinde Nişâbur’da vefât etti.   Bu zâtın bir talebesi sefere çıktı bir gün. O zamanki şartlarda zor ve zahmetliydi yolculuk.   Her yerde su yoktu.   Abdest ve namazda zorluklar yaşanırdı. Bu genç talebe, sefer dönüşü geldi hocasının yanına.   Velî zâtın ilk suâli “namaz”dan oldu.   Ve o talebeye; … Devamını oku

Senin bir derdin mi var evlât?

Anadolu Evliyâsından İsmavlı Dede zamânında bir genç, yolda bir kız gördü. Kızın güzelliği yaktı gönlünü.   Âşık oldu bir anda.   Bir daha göremedi.   Göremedi ama, gündüz hayâlindeydi o kız; gece rüyâsında.   Unutmak istiyordu.   Ama ne mümkün.   Bunalıma girmek üzereydi…   Açtı ellerini.   “Yâ Rabbî! Kurtar beni bu sıkıntıdan, zîra dayanamıyorum artık” diye yalvardı. … Devamını oku

En faydalı şey nedir efendim?

Halep’te yetişen velîlerden Ebû Bekr bin Ebû Vefâ hazretleri, 1583 senesinde vefât etti.   Bu zâtın zamânında fakîr bir Müslüman hastalandı bir gün.   Kimsesi yoktu garibin.   Hastalığı günden güne ağırlaştı! Çâresizlik içinde kıvranırken rüyâ gördü bir gece…   Nûr yüzlü bir kişi, oturdu başucuna.   Tanımadığı bu sevimli kişi, bu büyük velîden başkası değildi.   Elini onun … Devamını oku

“Ben yalnız değilim ki!”

Şam’da yetişen Evliyâdan Ebû Bekr-i Dükkî hazretleri, 100 yaşını geçmiş olarak Şam’da vefât etti.   Gündüzü ilimle geçirirdi, geceyi de ibâdetle…   Emânete çok titizdi.   Meselâ birinden aldığı kalemi sâhibine vermeyi unutunca bir günlük yolu geri giderek onu sâhibine verdiği meşhurdur.   Ayrıca da;   Resûlullah Efendimizin ve Eshâb-ı kirâm’ın hayatlarını çok okur, okurken de ağlardı!   … Devamını oku

Üç gündür açız amca!

Bursa velîlerinden Tokatlı Hayreddîn Efendi, Edirne’de doğdu. 1608 senesinde Bursa’da vefât etti.   Çok şefkatli, çok cömert ve yardımsever bir zâttı.   Şöyle ki;   Umre için yola çıktı bir gün. Yol arkadaşları da vardı yanında. Henüz şehirden çıkmamışlardı ki, yolda bir kız çocuğunu gördü.   Çok acıdı hâline.   Üstü başı yırtıktı. Bir çöplükten yiyecek artığı topluyordu.   … Devamını oku

Ben, her şerbeti severim…

Yemen velîlerinden Ebû Bekr bin Abdurrahman Sekkaf hazretleri, Terîm’de vefât etti.    O devirde birkaç genç, şeytana uyup kıra gittiler bir gün. Eğlenip içki içeceklerdi orada.   Yine de kimseye görünmemek için tenhâ yer seçtiler. Biliyorlardı fenâ bir iş yaptıklarını.   Olacak bu ya…   Tam içki içerlerken, bu zât uzaktan gördü bu gençleri.   İçki içtiklerini … Devamını oku

Gözyaşları hiç dinmeyen zat…

Kuhistan’a bağlı Âbiz köyünde doğan Alaaddîn Âbizî hazretleri, 1486 senesinde vefât etti.   Kabri, Herat’ta Sa’deddîn-i Kaşgârî hazretlerinin kabri yanındadır.   Bu zât, Allah korkusundan devamlı ağlar “Keşke annem beni doğurmasaydı!” derdi.   Dâima âhireti düşünürdü.   Ölüm hazırlığı içindeydi.   Bir gün sevdiklerine;   “Rabbimden üç şey istedim” buyurdu.   Sordular ki:   “Onlar nedir?”   Buyurdu ki:   … Devamını oku

İmânla ölmek, en büyük nimet…

Hindistan velîlerinden Abdülvehhâb Müttekî hazretleri Mendev’de doğdu. Mekke’de vefât edip, Ma’lâh kabristanına defnedildi.   Bu zâtın yanına bir gün bâzı insanlar gelip dert yandılar:   “Hocam! Biz falan köyden geliyoruz. Bir derdimiz var da, onu arz edecektik zât-ı âlinize.”   Büyük zât dinleyip;   “Buyurun” dedi.   Onlar da;   “Hocam! Biz buğdaylarımızı öğütemiyoruz. Zîra değirmenimizin suyu âniden … Devamını oku

Bu sözlerin bana bir zararı olmaz!

İstanbul’da yetişen velîlerden Ebû Saîd bin Sun’ullah hazretleri Tebrîz’de doğdu. 1572 senesinde İstanbul’da vefât etti.   Bu zâtın, Ahmed Efendi diye bir sevdiği vardı.   O, bir gün hastalandı.   Hemen bir mektup yazıp gönderdi bu zâtın yakın bir talebesine.   Mektubunda;   “Hocamıza selâmımı söyle, bana duâ etsin!” diye yazdı.   Ama, hasta olduğunu o talebeye bildirmedi.   … Devamını oku