Dergâhı terk eden genç!..

Anadolu velîlerinden Yûsüf Sinan Efendi zamânında bir genç, köyünden çıkıp geldi bu zâtın dergâhına.   Ve başladı derse.   Çok sevdi bu zâtı.   Yûsüf Sinan Efendi, onun bu hâlis sevgisini gördü. Ve kendi tesbîhini ona hediye etti.   Ancak ne hikmettir bilinmez, köyünde davarları ölmeye, sulu tarlaları kurumaya başladı gencin.   Bozuldu işleri.   Şeytan vesvese … Devamını oku

Velilerin kitâbını okuyanın kalbi nurlanır

Irak’ta yetişen velîlerden Ebû Bekr-i Vâsıtî hazretleri aslen Fergânelidir. Merv’e yerleşti. 932 senesinde vefât etti.   Onun zamânında bir grup “insan” geldi bu havâliye.   Sokak sokak dolaşarak ateş yemek, ateşe girmek, yâhut dilleri üzerinde kılıç gezdirmek gibi gösteriler yapıp insanların dikkatlerini çektiler.   Halk bunu gördü.   Bu zâta gelerek;   “Hocam! Bu insanların yaptıkları şeyler … Devamını oku

Allah için yoruluyorum!

İran’da yaşayan velîlerden Ebû Bekr Tamistânî hazretleri, 951 senesinde Nişâbur’da vefât etti.   Bu zât ömrü boyunca insanlara faydalı oldu.   Sıkıntısını giderdi Müslümanların. Çünkü o, insanlara hizmeti, ibâdet biliyor ve bu yolda hâtırına bile getirmiyordu kendi menfaatini.   Hanımı, onun bu hâline acıyordu…   Sordu bir gün:   “Efendi! Ne bu hâlin?”   “Ne olmuş hâlime?”   “Ne … Devamını oku

“Estağfirullah, biz yemek seçmeyiz…”

Anadolu evliyâsından Mustafa Emîn Ağa, lokmasına çok dikkat eder, helâlden yerdi mutlaka.   Bir gün kendini bilmez biri, aklı sıra imtihana yeltendi bu “Hak dostu”nu.   Evine dâvet etti.   Yemek ziyâfetine.   Gûya haram parayla hazırladığı yemeği yedirecekti ona.   Emîn Ağa dâveti kabul etti.   Ve gelip oturdu sofraya.   Ev sâhibi iltifat edip;   “Buyurun … Devamını oku

“Yanlış düşünüyorsun evlâdım!..”

Anadolu velîlerinden Mustafa Emîn Ağa’nın talebesinden biri, bir gün izin alıp köyüne gitti.   Ancak orada şeytan musallat oldu gence.   Vesveseler verdi.   O da buna aldandı.   Ve kendi kendine;   “Sahi ben, niçin bir hocaya tâbi olup tıkıldım şu medreseye. Burada ilim öğrenip de ne yapacağım? Boş ver, köyüme gelmişken bir daha dönmeyeyim. Burada … Devamını oku

“Ben âlim olmak istiyorum anne”

Edremit’in hâkim bir tepesinde medfun bulunan Şipşip Dede, henüz on yaşlarında bir çocuk iken, câmiye gitti bir gün.   Câmi bahçesinde oturmuş sohbet eden yaşlı Müslümanları gördü orada. Bu nûr yüzlü insanlar, ilim öğrenmenin fazîletinden bahsediyorlardı. Merak edip kulak kabarttı.   O sözleri hoşuna gitti.   Hele bir cümlesi kalbine işledi âdeta.   O cümleyi tekrar … Devamını oku

“Sen henüz yenisin evladım!”

Yemen’de yetişen velîlerden Ebû Bekr Es-Sekkaf hazretleri; Terîm’de doğdu. 1427 senesinde aynı yerde vefât etti.   Medresede okurken hocasını çok sever, onun rızâsını almaya çalışırdı her fırsatta.   Bir gün hocası talebelere; “Çocuklar, bugün benim şöyle şöyle bir işim var. Bunu kim hâlledebilir içinizde?” diye sordu.   Kimseden ses çıkmadı.   Yalnız bu ayağa fırlayıp;   “Emredin hocam. O … Devamını oku

“Onun ilâcı bizdedir!..”

Yemen’de yetişen velîlerden Ebû Bekr bin Sâlim Ayderus hazretleri, Terîm’de doğdu. Hadramût köylerinden birinde vefât etti.   Ancak hasetçi biri, aleyhinde çalışıyordu bu Hak dostunun.   Gıybetini yapardı ötede beride. Hattâ bir gün bu zâtı sevenleri çağırıp;   “Sizin o çok sevdiğiniz hoca, bozuk bir kişidir” dedi.   Adamlar şaşırdılar:   “Bozuk mu dedin?”   “Evet, bozuk.”   “Sen … Devamını oku

“Son nefesimi onun yanında vereyim”

Edremit evliyâsından Somuncu Dede’nin “rahmetullahi aleyh” çok sevdiği bir kimse vardı ki, adamcağız hastalandı bir gün.   Ve gittikçe arttı hastalık.   Meğer ölüm hastalığıymış.   O gece ağırlaştı iyice.   Artık son nefeslerini veriyordu ki, güçlükle mırıldandı:   “Bana onu çağırın!”   Oğlu sordu:   “Kimi çağıralım baba?”   “Somuncu Dede’yi çağırın. Son nefesimi onun yanında … Devamını oku

“Ölünce beni oraya defnedersiniz”

Edremit’te yetişen velîlerden Somuncu Dede “rahmetullahi aleyh”, bir gün bir talebesini alıp dergâhın yanındaki fidanlığa gitti.   Birlikte fidanları buduyorlardı ki, bir ara o gence;   “Bak evlâdım!.. Şu yan sürgünleri görüyor musun, işte bunları budamak lâzım” buyurdu.   Talebe sordu:   “Neden hocam?”   Cevâbında;   “Bunlar budanırsa fidanlar daha çabuk büyür ve daha çok meyve verirler. Bir … Devamını oku

Din kardeşinize yardım edin!

Bağdat’ta yetişen velîlerden Ebû Bekr bin Sa’dan hazretlerinin sevdiklerinden birinin hanımı, bir gece rüyâda gördü bu zâtı.   Evlerini teşrîf etmiş ve “Karnım çok aç. Bir sofra kurun da yemek yiyelim!” buyurmuştu.   O kadın da, sabahleyin anlattı bu rüyâyı beyine.   O da çok sevinip;   “Hayırdır inşallah” dedi. “Yoksa bizim evi mi teşrîf edecekler?”   Hanım; “Neden olmasın” deyince; “Öyleyse hazırla yemekleri, … Devamını oku

“En büyük kerâmet, istikâmettir!”

Edremit velîlerinden olan Sağma Dede, kalp gözü açık, mübârek bir evliyâ zât idi. Şöyle ki;   Bir gün bir sevdiğini ziyârete gitti. Evde başkaları da vardı.   Ancak içlerinden biri, bu zâtın evliyâdan olduğuna pek inanmıyordu.   Kötü biliyordu.   Kendi kendine;   “Bu zâta evliyâ diyorlar. Ama bir kerâmetini görmeden inanmam” diye düşündü…   O … Devamını oku

“Ben bilirim demek ne kadar çirkindir!” 

Edremit toprağını nurlandıran velîlerden Sağma Dede’nin vefat şekli enteresandır.   Şöyle ki;   Ömrünün son gününde namaza durdu odasında. Az sonra hanımı girdi odaya.   Bir şey soracaktı.   Ancak girdiği zaman namazda gördü onu.   Çıkıp, bir saat sonra tekrar girdi. Ama yine namazdaydı.   Kendi kendine;   “Allah Allah!.. Hiç böyle uzun namaz kılmazdı” dedi. … Devamını oku